20 Nisan 2010 Salı

Canım sıkılıyor...=) aslında derler ya can sıkıntısı iyidir diye belkide doğrudur...çünkü o zaman yapacak birşeyler ararsınız etrafınızda ...Bugün hiç bir şey yapmak gelmedi içimden, zaten geç geldim işe kendime bugün off verdim...=) biraz ingilizce kitap okudum çalışma olarak, onun dıışında boş boşşşş...aslında rahatsız oluyorum bu durumdan boş geçirmekten o yüzden size yazayım dedim...=) şu anda bilgisayarımda cüba müzikleri çalıyor sanki orda gibi neşeli hareketli, mutluluk verici..=) gerçekten güney amerika insanları neşeli mutlu eğlenceli oluyor, bütün yokluklarına rağmen. Kıpır kıpır içleri, duramıyorlar yerlerinde...=) Şu anda bana da öyle bir heyecan geldi, buna baharın mutluluğuda eklenerek yeni bir kapı açtı...arkasından bir klasik müzik, birden sinemaya girmiş gibi hissettim kendimi...bir filmin içindeyim sanki...sakin, derin, durağan...huzur veren bir ortam ama aniden çıkışları olan...beni bir boşluk içine sokan, etrafımda sessiz ağaçlar, uzun bir yolda akmaktayım açıklığa doğru...ileride bir ışık bana bakan beni aydınlatan ona doğru gittikçe yaklaşıyorum elimde olmadan bir yandan müzikte bana eşlik etmekte beni sarmakta...ve aydınlık yaklaştıkça müzikte yavaşlıyor sanki bir sona doğru...bütün enstrümanlar birleşiyor sanki tek bir nota şeklinde. Müzik ise içime işlemekte yolda yürüdükçe sessizliğin ortasında...bir bütüne doğru...az kalıyor müziğin bitimine ve bende aydınlığa varıyorum onun eşliğinde...bir nokta gibi...

19 Nisan 2010 Pazartesi

ilişkiler...

Bir arkadaşımın hikayesinden esinlenerek, size ilişkiler için kısa bir yazı...
İnsan güzel bir elektriği nasıl bozar...nasıl bu kadar basit hale getirebilir anlaşılmaz...neden böyledir erkekler nasıl bu kadar basit düşünebilirler, halbuki güzel bir sekilde konuşsalar daha etkili olabilecektir, soyledikleri...ama onlara göre bu, ben boyleyim beni böyle kabul et anlamındadır. Düşününce sexi bu kadar basite indirgemek aslında bütün özelligini yitirirtirir olayın, konuşmalar olayın bir baslangıcıdır, güzelce ilerlemesi sağlar ve sonunda aldığın keyifde bambaşka olur, ama diğeri sıradan özel olmayan bir olay, sokaktaki hayvanlar gibi...gel birlikte olalım hey diyerek...farkında olmaz aslında insanlar neler kaçırdıklarını...aaa banane derler biri gider biri gelir, hayat öyledir onlar için basit, uygulaması kolay olan...o yuzden sanırım kadın ve erkek düşüncesi farklıdır bir dengeleyici unsur olsun diye...ama şuda var bunu isteyen kadınlarda cok fazla...gel bitsin iş...özelliği olmasın yolumuza devam edelim...kimseye bağımlı olmadan...ama bilemezlerki tadında olan ilişki her zaman daha iyidir, verimlidir...biteceksede tadında biter, herşeyin değerini bilerek...genede erkek diyorummm...hayatı basite indirgeyen...

18 Nisan 2010 Pazar

Bu pazar sabahı annemin sabah erken kalkmasından dolayı sabah 08.00 de cin gibi uyandım, sonra tabiki uyku tutmadı kalkıp etrafta biraz dolandıktan sonra bir film koydum, arkadaşımın bana önerdiği bir Ozon filmi Ricky'i izlemeye başladım, bir ara filmde gördüğüm omletten karnım acıktı ve kalkıp kendime bir omlet yaptım ve filmdekilerle birlikte yedim...=) Film tamamlandıktan sonra birde ingilizce çalışmam için aldığım Sil Baştan filmini koydum, bu filmi daha önce görmüştüm ama beni pek çekmemişti bugün ise bu filmi izlemeye başladım demekki zamanıymış...)tabiki altyazı olmadığından bayağı anlamakta zorlandım ama enteresan ve başarılı bir filmmiş hoşuma gitti..=)tavsiye ederim. Bitmeyen aşk, kafandan silseler bile...Böylece saati öğlen yaptım, aslında evde oturmayı planlıyordum bugün, birden sahile gidip oturup temiz havayı içime çekmek ve yazı yazmak geldi içimden, giyinip hemen çıktım evden. Hava rüzğarlı olduğundan iyi giyindim, aslında güneş var ama serin...İşte şu anda burdayım sahilde...denizin önünde bir banka oturmuş size yazıyorum, enteresan bir şekilde içimden yazı yazmak geliyor...=)oturduğum bankın önünden akan insanalara bakıyorum, öyle birşey olsa tam önümdeyken içinden geçenleri okusam neler düşündüklerini, aslında ne kadar iyi olurdu bilmiyorum, belkide bunalırdım bir filmde vardı bu sanırım. Ama şöyle bir baktığımda suratlarına en azından mutlu yada mutsuz olduklarını az çok görebiliyorum. Kimi köpeğini alarak, kimi yanlız benim gibi, kimi ailesiyle, kimi arkadaşlarıyla önümden geçip gidiyorlar, bazıları ise ilerden yürüyüşünü tamamlayıp geri dönüyorlar. Genç kızlar tatlı tatlı gülerek birbirlerine başından geçenleri anlatıyor. Tek başına yürüyen bayanlar etrafı inceliyorlar, bazılarıda tam sürat sporlarını yapıyorlar. Sevgililer elele kolkola mutluluk içinde bu güzel havanın tadını çıkarıyorlar. Aslında mutsuzda olsan bu hava ortamı sana bir mutluluk veriyor sanırım, fakat ciddi bir rüzgar var esiyor enseme vuruyor arada dikkat etmek gerekir...=) Bu arada radyodan gelen çok güzel parçalar kulağımı ısıtıyor, bundan güzel mutluluk olabilirmi...=) oohhh ooohh mis gibi havayı şükrederek içime çekiyorum, güzel insanlara bakıyorum. Çok uzakta iskelenin ucunda biri tek başına durmuş denize bakıyor derin derin...acaba ne düşünüyor merak ediyorum...galiba bu aralar çok meraklı oldum sanırım...=)Önümden bir bisikletli geçiyor alıyor beni düşüncelerimden...Yanımda ise sıra sıra duran ağaçlarda mutlu, insanlar etrafında neşeyle sallanıyorlar, ne güzel bir manzara...Uzaktan bir genç kız koşturarak geliyor sanırım geç kalmış arkadaşlarına. Bu arada giyinip kuşanan genç kızlarımızı unutmayalım, şık şık sahilde yürüyüşteler...=) Birden bir rüzgar esti aniden sağ taraftan kuvvetli bir şekilde, kalk git der gibi bana...Yanımdaki banktada güzel bir sohbet içinde sevgililer oturmakta, aradada bana bakıp ne yazıyor bu diyorlar...=)gene harika bir müzik kulağıma akıyor....hmmm nefis bu havayla iyi uyum sağladı düdüü düt düt...I love you baby...=) süper yaşamak bunu hissetmek biraz müziği dinleyeyim biraz müsade...=)I love you baby...evet harika bir şarkıydı...Aslında yanımda mutlu mutlu oturan bu çift için çalmalıydı bu şarkı bence...birlikte bir hayat için adım atmışlar belkide, nereye akacaklarını bilmeden...arkadan ise gelen ambülans sesi biraz üzücü oldu belkide hayatın içine dönmemi sağladı bir anda...gene etrafıma bakındım akşamki fenerbahçe beşiktaş maçından dolayı formayla gezen insanlar, kimi yorulmuş köpeğini kucağına alamış yürüyor, bu insan gidiş gelişleri devam ediyor bende biraz denizin keyfini çıkarayım derken yanıma bir bayan oturuyor, elinde bir papatya tek tek yapraklarını koparıyor sanki seviyor sevmiyor gibi bitincede papatyayı bırakarak kitabını okumaya başlıyor yanımda...aslında bende kandisky'inin kitabını getirmiştim okumak için ama bir türlü yazmaktan açamadım sanırım daha sonra okuyacağım...=)Bu arada saatide 15.00 yapmışım yazmaktan...Artık biraz yürüsemmi diyorum...evet evet yürüyeceğim biraz da fotoğraf çekeceğimmmm....pazar'A DAHİL...

16 Nisan 2010 Cuma

60 SANİYE....

Hayatınızın 60 saniye kaldığını bilseydiniz ne yapardınız? Düşünün bir kere toplam 60 saniye...ben düşündüğümde herhalde ancak şöyle diyebilirdim 'dünyayı özleyeceğim'...ya siz ? Yapacağınız belki bir adım atmak, koşmak, yüzmek vb. ne aklınıza geliyorsa olabilir... En çok yapmak istediğinizi 60 saniyeye sığdırmak inanılmaz aslında...düşünün sadece 60 saniye bunu boyle düşünerek belkide hayatı daha iyi değerlendirmek ve herzaman 60 saniyede bitecekmiş gibi yaşamak...bence düşünmeye başlayın, HAYDİİİİİİ

DOLMUS

Bugün aslında size nasıl başlayacağımı bilemedim, Su anda bir sarı dolmusun icinde sallantıdan elim titreyek yazıyorum, radyoda calan turk sanat muzıgı fonda guzel bir etki yaratmakta. Hergun asagı yukarı muntazam olarak bindigim sarı dolmusun bugunku soforu mardinli bir beyle karsıya geciyorum. Bugun diger gunlere gore daha az yolcu var, bu yuzden adamcagız yolcu yakalamak icin surekli etrafı tarayıcı gozlerle kolacan ediyor, biri cıksa yakalasam diye. İnsan birsey aradıgında nasılda gozleri purdikkat oluveriyor birden...=)Dolmus doluyken yolda gecerken sizi farketmiyor bile...gecip gidiyor...yanınızdan...HAYATTA boyle degilmi aslında...bizimle birlikte olacakları bindiririz dolmusa cıkarız yola, kimileri inmek ister arada bırakırız yolda, kimileride hep yanımızda, tekrar binen olur devam ederiz yolumuza ama araba bos kalmaz devam eder yoluna. Lakin son durakta kalanlarda iner dolmustan ve kalırız tek basımıza dolmusta, yerine parkederiz dolmusu ve gideriz tek basımıza yeni hayatımıza...